İzleyiciler

Bize Ulaşmak İsterseniz

fashionwithsisters@hotmail.com

Beğendiysen Durma Paylaş

BloXoo

Instagram

27 Kasım 2011 Pazar

2012 Kış Modası Çifte Trendler


A kesim elbise & Mary Jane ayakkabı: A kesim elbise, ilk kez Christian Dior sayesinde moda jargonuna dahil oldu. 1955 yılında ilkbahar-yaz koleksiyonundaki bir eteği tarif etmek için bu adı türeten Dior’un ardından, modaevini emanet ettiği Yves Saint Laurent bu modele ‘trapez’ ismini vererek onu daha popüler hale getirdi. A kesim elbise, Mary Jane ayakkabıyla bir araya geldiğinden bu yana, ikisi beraber ‘cici kız’ tarzının en çok başvurulan parçaları oldular. Bu aşk bitmez. Çünkü ikisinin de gözü dışarıda değil.


Bandak elbise & Biker ceket: İki asi ve seksi ruhlu parça bir araya gelirse ne olur? Son derece ateşli bir ilişki yaşanır. Bandaj elbise ve biker ceket’in dikkat çekme konusunda birbirleriyle rekabete gireceklerine şüphemiz yok. Aralarını bozabilecek tek bir parça var: öldüren topuklu stiletto.


Chino pantolon & Breton çizgilisi: “Bahriyelilere gönül verme!” derler. Ama gönül, bu tarz öğütleri dinlemeyip kendi bildiğini okur. Tıpkı chino pantolon gibi. O da denizci desenine demir atmış bir kere. Sevgili Breton çizgilisinden ayrılmayı tahayyül edemiyor. Bu çizgili ilk kez 1850’lerin ortasında Fransa’nın kuzeybatısındaki Brittany bölgesindeki denizciler tarafından giyildi. Picasso, Jean Seberg ve Coco Chanel tarafından kullanılması da cabası. Lacivert- beyaz olanı, toprak tonlarında bir chino’yla mutluluğa yelken açıyor.


Dantel & Deri: Şiirsel ve duralı dantelin, gidip de kendisinin tam zıttı bir dokuya kalbini teslim edeceği kimin aklına gelirdi. Başına buyruk bir rocker olan deriyi nasıl evcilleştirdi acaba dantel? Bu aşkın nelere kadir olabileceğini görmek için Christopher Kane’in sonbahar-kış koleksiyonunu dikkatlice inceleyin. Dantelin, deriyi baştan çıkarışına Tanık olacak ve bu ateşli aşkın etkisinden kurtulamayacaksınız.


Duble paça pantolon & Loafer ayakkabı:Maskülen tarzın en sadık savunucularından duble paça pantolon, mokasen ayakkabıya da sadakat göstermeyi unutmuyor. Bu ikili, kendilerini giyecek olanların bir Woody Allen klasiği olan Annie Hall filminden ilham almalarını istiyor. Filmde, Annie Hall’u canlandıran Diane Keaton’ın Ralph Lauren tarafından tasarlanan gardırobu, maskülen tarzın inceliklerini ortaya koyuyor. Duble paça pantolonla loafer ayakkabının ilişkisi, maskülen tarza olduğu kadar kolej stiline de kur yapıyor. Günün birinde pantolonun ayakkabıyı bir yelekle aldatma ihtimali var mı sizce?


Floral desen & Floral desen: Geçtiğimiz yaz sezonunda DKNY, Dolce&Gabbana ve Betsey Johnson defilelerinde gördüğümüz floral birliktelikleri anımsayın. Farklı çiçek desenlerinin bir araya gelişi, ‘imkansız aşk’ diye bir şey olmadığının kanıtı. Söz konusu olan, zıt görünürken bile aralarında uyum sağlamayı başaran floralar. Bakınız: Kenzo’nun sonbahar-kış koleksiyonu. Floral desenler, aşklarını bir demet çiçekle ifade etmeyi başarıyorlar.


Jean & Spor ayakkabı: Jean oldum olası çok rağbet gördüğünün farkında aslında. Tişört, ceket, gömlek… Bu parçaların her birinin ona meyilli olduğunu çok iyi biliyor. Flörtöz jean, herkese mavi boncuk dağıtma konusunda usta. Yine de kalbinin asıl sahibi spor ayakkabı tabii ki. Arada sırada çapkınlık yapsa da gözü spor ayakkabıdan başkasını görmüyor.


Kalem etek & Twin set: 50’lerden bu yana tükenmeyen bir aşkla seviyorlar birbirlerini. Twin set giymekten çok hoşlanan Grace Kelly, Monnaco prensi eşi Rainier’ı böyle seviyor muydu acaba? Kim bilir. Ancak twin set’lerini sıra sıra incilerle tamamlayan Coco Chanel’in boy Capel’i koşulsuz sevdiğine dair inancımız tam. Kalem eteğin twin set’e olan duyguları da bu denli kuvvetli. Bu iki hanım hanımcık parça, hayatlarının sonuna kadar saadet dolu olacaklarını biliyorlar.


Skinny jean & Bilekte biten bot: Bu ilişkinin tarafları, Kate Moss’a müteşekkir. Zira o, 2000’lerin modasına skinny jean ismini altın harflerle yazdıran zat. Rock şıklığını yansıtmak için skinny jean’i, yelek ve incecik atkılarla kullandı. Ayağına bilekte biten botunu da geçirdiğinde, bu büyük aşkın başlangıcına imzasını atmış oldu.


Leopar & Puantiye: Seksi leoparın çocuksu puantiyeyle yolları nasıl kesişebilir ki? Onun, kendisi gibi ‘yırtıcı’ parçaların peşinde olmasını beklerdik . Bu sezon Dolce&Gabbana koleksiyonunda bir araya geldiklerinden beri ayrılmayan çift, saadet dolu günler geçiriyor. Leopar, yıllardır aradığı aşkı bulduğunu söylüyor. Puantiye de “Karpuz kollu bluzlardan ve fiyonklardan o kadar sıkılmıştım ki, leopar gibi beni tam anlamıyla sahiplenecek bir desene ihtiyacım vardı” diyor.


Midi boy etek & Sivri burunlu ayakkabı: Time Dergisi’nin 1970 yılında “biçimsiz ve çirkin” olarak nitelendirdiği; ancak bir moda olgusu olduğunu yadsımadığı midi boy etek, bu sezon da moda sahnesinde. Louis Vuitton, Marc Jacobs ve Chloe defilelerine bir göz atarsanız, ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Diz altında biten bu etek, sivri burunlu ayakkabıyla birlikteliğinden son derece memnun. İkili, seviyeli ilişkilerini yıllardır sürdürüyor.


Siyah & Beyaz: Biri matemi temsil ediyor, diğeri masumiyeti. Tek ortak noktaları var: ne sıcak, ne de soğuk renkler kategorisinde değiller. Siyah ve beyaz, nötr renklerden sayılıyor. Birbirlerinin tam zıttı olsalar da aralarında engellenemez bir çekim olduğunun farkındalar. Siyah beyazdan, beyaz da siyahtan vazgeçemiyor.


Trençkot & Şemsiye: Holly Golightly, şakır şakır yağan yağmurun altında Fred’le öpüşürken elinde şemsiyesi yoktu. Ancak klasik kesimli trençkotunu giymeyi ihmal etmemişti. Breakfast at Tiffany’s filminin Givenchy elbiselerle birlikte trençkotla özdeşleşmesinin sebebi de bu işte. Sonbahar yapraklarıyla birlikte yağmur damlaları da yere düşmeye başlayınca trençkotumuz ve şemsiyemiz olmadan sokağa çıkmayı düşünmüyoruz. Şemsiyemizi baston gibi elimizde taşırken trençkotumuzun yakalarını kaldırıyoruz. Yüksek topuklu Oxford pabuçlarımızın takırtısını duyan bir erkeğin, trençkotun şemsiyeye karşı beslediği duyguların aynısını bize hissetmesini diliyoruz.


Hiç yorum yok:

Blog Arşivi

sayaç